Başa Dön

Hakkımda

Her şey hayal etmekle başlar…

 
       2008 yılında hobi olarak başladığım bez bebek maceram sosyal medyanın da etkisiyle diyebilirim ki Türkiye’de kadınlar arasında biraz da olsa yayıldı ve bu sebeple de 2010 da TRT de yayınlanan Göz Nuru Programında yaklaşık 2.5 saat misafir edildim ve hikayemi kadınlarla paylaşabildim. O sıralarda Barbie bebeklerin çocuklarda bıraktığı olumsuz etkiyi yakından görmüş ve her zaman sarılabileceği bir bebek yaparak bir çocuğu mutlu etmiş, onun mutluluğuyla mutlu olmuş, kendini iyi hissetmiş biri olarak bu bebekleri bir atölye kurup, hem kadınları yaparken mutlu edecek, hem de çocukları bebeklerle mutlu edecek bir hayale dönüştürmenin tasarımına başlamıştım.

   Bir kurumda bir masanın arkasında, 8 den 5 e yaptığım mesaim artık heyecan içinde çıkış saatinin gelmesini bekleyerek geçiyordu. Hayatım bir anlam kazanmış bir amacım olmuştu. İş çıkışlarında kumaşçılarda yüncülerde malzemecilerde dolaşmaya başladım. Evimin bir odasını bir minik atölyeye çevirdim. O kadar heyecanlıydım ki tatsız ve zor hayatım pespembe bir hal almıştı. Yarattıkça gülümsemeye ve güzelleşmeye başlamıştım. Ve yine tam bu zamanlarda internet üzerinden Yurtdışında bebek yapan kadınlarla tanıştım, özellikle “waldorf bebekleri” bu bebekleri görür görmez onlara hayran oldum. Tamamı el işçiliyle üretilen, birbirine benzemeyen ve sağlıklı malzemelerden meydana gelen bebekler.. ben de bu bebeklerden yapmak istiyordum artık. Ama nasıl? Malzeme Türkiye’de yok.. yurtdışından getirmeye başladım. Bebekleri yapmaya çalışıyordum ama tabi ki son derece başarısız oluyordum. Yine de onları seviyordum, annenin çocuğunu sevdiği gibi..

    Bir gün 2011 yılında buğday derneğinin gönüllüsü olarak İzmir de katıldığım organik fuarında Sanko’nun tanıtım standında, Merve hanım’la tanıştım. Ona bebeklerimi gösterdim malzemeyi özellikle de kumaşı bulamadığımı anlattım o bebeklerimi görünce benim için bu kumaşı çalışabileceğini söyledi sadece destek olmak için bana kumaşlar gönderdi, desteği öyle değerliydi ki.. sonunda o kumaşı türlü imkansızlıklara rağmen ürettik, en değerli malzememi üretmiş oldum. Tabi bebek sadece bu kumaştan meydana gelmiyordu, içinin malzemesi de vardı. İçi yündü. Bu yüne ulaşmak da zordu.. yıkanmış taranmış olacak antibakteriyel olacak.. Uşakta bu yüne ulaştım. Malzemelerimin önündeki tüm engeller kalkmıştı. Artık bebekler yapılabilirdi. Yapım tekniğini öğrenebilmek için yurtdışından yapım cd leri getirttim, o zamanlar youtoube bu kadar etkili değil. Yüzlerce saatlik deneme yanılma.. ( hala facebook da varolan Banu Kurt Bebek Atölyesi sayfamda yıllar içinde geçirdiği yolculuğu görebilirsiniz )  sonunda Bebekleri tamamlamıştım. Öğrendiklerimi kadınlara da öğretmeye karar verdim. Bana iyi gelen şeyin, bir yerde bir kadını da umut ve mutlulukla dolduracağını biliyordum. Haftasonları artık evimin altında küçük bir daireyi atölye yapmış ve burayı kadınlara açmıştım. Dikiş hocası geliyor, bize dikiş öğretiyor, bende isteyenlere bebek atölyeleri yapıyordum. Birçok kadınla tanıştım. Çok güzel bir yola çıktık. o günlerde atölye haline getirdiğim bu yere anneleriyle gelen çocukların bebek yapımına katılmak istediğini fark ettim ve onlar için bir bez bebek atölyesi tasarladım ve bu ilk atölyeleri gerçekleştirmek için İstanbul Oyuncak Müzesi’ni seçtim. 2011 yılında İstanbul Oyuncak Müzesi’nde çocuklarla bez bebek atölyeleri yapmaya başladım ve halen devam etmektedir.

    ‘2015 yılında çalıştığım üniversite ve bir sivil toplum kuruluşu bir yarışma düzenledi yarışmaya bez bebek atölyesi projemle katıldım ve 1. Oldum. Bir para ödülü aldım. Bu ödülle kızımla birlikte bir şirket kurduk. İşe hiçbir şey bilmeyen kadınları aldım öğrettim. Sigortalarını ve maaşlarını ödedim. Tasarımlarını yaptığım bebekleri üretme aşamasına geçirdim. Çeşitli Sosyal Sorumluluk Projelerinde tasarımcı kimliğimle yer aldım. Bir tanesi KİTVAK ve bir tanesi de Ege Çağdaş Eğitim Vakfıdır. Her ikisi de çok güzel projeler oldu. Ege Çağdaş Eğitim Vakfıyla projemiz halen devam etmektedir.

    2016 yılında Almanya da düzenlenen Oyuncak Fuarına katıldım; Almanya Nurnberg ziyareti, oyuncak müzesi ve oyuncak dükkanları hikayeme farklı bir anlam kattı; orada nehrin kenarında gördüğüm ve tamamen el yapımı oyuncaklar yapan küçük oyuncakçı dükkanını İzmir de açmak hayalim oldu. Ve döndüğümde bu hayalimi gerçekleştirecek o dükkanı bulmuştum. Karşıyaka da açtığımız oyuncakçı dükkanımız 10 metrekarede pembe tenteli hayalleri,  ahşap ustalarının yaptığı oyuncakları, cumartesi günleri kendi bebeklerini yapmak üzere dükkana gelen çocuklarıyla,  çocukların hayallerini gerçekleştirmeye devam ediyor.

     Ve şimdi içinde kadınların çalıştığı küçük bir atölyemiz, küçük bir dükkanımız ve devam eden sosyal sorumluluk projelerimiz var. Kızım Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi, ben çocuklar için kendilerini daha iyi ifade edecekleri oyuncaklar yapmak adına bu işin akademik bilgisini de almaya karar verdim ve 41 yaşında üniversite sınavına girdim; Celal Bayar Üniversitesi çocuk gelişimi bölümünü kazandım okumaya başladım. Halen ege üniversitesinde de çalışmaya devam ediyorum ve  çalıştığım kurumla da bir sosyal sorumluluk projesine dönüşecek bir çalışma yapıyoruz.

     "Bir tasarımcı olarak “Banu Kurt Bebek Atölyesi” marka tescilini adıma yaptım."

      Benim için bebek yapmak sadece bir şey değil, bebek yapmak; çocukluğumun yarasını sarmak, çocuklara değerli hissettirmek, kadınlara umut olmak, yol olmak, ilham olmak, benim için bir şey değil; benden bir parça, yaşam pınarım ve kendimi gerçekleştirme hikayem.

      Tüm hayalperestlere sevgilerimle,

Banu Kurt